Anna Uddenberg

Frankfurt Städelschule’de 2009’da altı aylığına çalıştığı dönemde (ki daha sonra Stockholm’daki Royal Institute of Art’a geçmiştir) Uddenberg tüm dünyadan escort sayfalarına bakmaya ve yakınlık, samimiyet (intimacy) kavramını tanımlamak için kullanılan dil hakkında notlar almaya başlamış. Frankfurt’ta – 2002’de fahişeliğin yasallaşması ile gelişen seks endüstrisiyle – Uddenberg “kız arkadaş deneyimi” (girlfriend experience) deyimine yoğunlaşmış. Seks endüstrisinde bu deyim, – yakınlığı seksten üstte tutarak – kız arkadaşınız gibi davranmak üzere bir kadını kiralamayı tanımlıyor fakat Uddenberg’e göre bu deyim aynı zamanda ondan erkek egemen bir sanat dünyasında beklenen duygusal emeği de ifade ediyor. Belirtmek gerekir ki, Uddenberg tüm çalışmasını kendi eliyle yapıyor. Bu, Berlin kökenli meslekdaşları arasında şart olarak görülmüyor (çoğu Mixed-Media gibi şirketler için out-source üretim yapıyorlar). Uddenberg’in BB9’daki yeni heykelleri kilden yapılmış ve daha sonra fiberglass olarak dökülmüş. İnsan formunu kilden heykelleştirmek şüphesiz sanatsal üretimin geleneksel bir metodu olsa da, Uddenberg heykel yapımında nesillerdir devam eden ve nadiren kadınlar tarafından biçimlenen kadın formunu güncellemeye çalışıyor. Onun vurguladığı performans-odaklı ürünler dolaylı olarak kitlesel pazara, bugün evrensel olarak karşımıza çıkan bilim-kurgusal tekinsizlik (precarity) duygusuna cevap niteliğindedir. Onun çalışmaları, çoğu zaman ayinsel, fantastik ve konformist tüketici seçenekleri biçimlerini alan dişil kimliği ve tekinsizliği ifade edecek kelimeleri vurguluyor.

Karen Archey, Frieze.com, 23.08.2016.

 

Uddenberg’in çalışmalarından bazıları:

“Journey of self discovery” (Kendini keşif yolculuğu)

 

 

 

“Jealous Jasmine” (Kıskanç Jasmine)

ağladığın geceleri, kalbindeki acıları …

Kadehinde zehir olsa, ben içerim bana getir
Dudakların mühür olsa ben açarım bana getir
Ağladığın geceleri kalbindeki acıları
Çekinmeden bana getir sen tükenme beni bitir

Aşk bağının gülü ol da dikenini bana batır
Bakma canım yandığına, sorma benim halim nedir
Ağladığın geceleri kalbindeki acıları
Çekinmeden bana getir sen tükenme beni bitir

Muhayyer Kurdî makamından, güftesi Hikmet Münir Ebcioğlu’na, bestesi Erol Sayan’a ait bir şarkı.

Şarkıyı Edremit – İzmir yolunda Tarkan’ın sesinden dinledim. Şarkıda, Tarkan’ın sesinden çok dikkat ettiğim (ve dikkatimi dağıtan) şey, arka fondaki elektronik müzik idi. Sesin, arkadaki ritmik elektronik çorba önünde ziyan oluşuna üzüldüm. Şarkıyı elimdeki tek kaynak olan youtube’da aradığımda karşıma çıkan yorumları dinlerken de arka plandaki müziğin endüstriyel bir tarafının olup olmayışı beni etkiledi.

Bir de, bu şarkıyı seslendiren kadın ve erkek sanatçıları ikiye ayırıyorum ve şu ana kadar dinlediklerimi değerlendirdiğimde bu şarkının kesinlikle bir erkek için bir kadın tarafından söylenebileceğini düşündüm. Çoğu erkek yorumcuda, kadın sesiyle gelen duygusal yoğunluğu hissedemediğimi farkettim.

Bununla birlikte şarkının bir kadın tarafından söylenmesi ile bir erkek tarafından söylenmesi arasında ne kadar büyük kültürel, toplumsal farklılıklar olduğunu ister istemez düşünüyor insan. “Dudakların mühür olsa, ben açarım, bana getir”.

Keşke gazinolar hiç kapanmasaydı, Yunan rebetika şarkılarının tavernalarda yaşaması gibi biz de bu şarkılarımızı tarihe gömmeseydik.

Emel Sayın

Mediha Şen

Neşe Karaböcek

Muazzez Abacı

Yıldırım Bekçi

Ahmet Özhan

Alaeddin Şensoy

Eyüp Uyanıkoğlu

 

Stevenson wrote. Merchant sang.

Robert Louis Stevenson wrote the novel “Treasure Island”

Stevenson's.Cure Cottage. in Saranac Lake

Stevenson’s “Cure Cottage” in Saranac Lake

 

He had always wanted his ‘Requiem’ inscribed on his tomb * :

Under the wide and starry sky,
Dig the grave and let me lie.
Glad did I live and gladly die,
And I laid me down with a will.
This be the verse you grave for me:
Here he lies where he longed to be;
Home is the sailor, home from sea,
And the hunter home from the hill.

 

and

Natalie Merchant sang “Nursery Rhyme of Innocence and Experience”

 

Lyrics:

I had a silver penny
And an apricot tree
And I said to the sailor
On the white quay

Sailor O sailor
Will you bring me
If I give you my penny
And my apricot tree

A fez from Algeria
An Arab drum to beat
A little gilt sword
And a parakeet?’

Well he smiled and he kissed me
As strong as death.
And I saw his red tongue
And I felt his sweet breath.

You may keep your penny
And your apricot tree.
And I’ll bring your presents
Back from sea,
From over the sea.

The ship dipped down
On the rim of the sky
And I waited while three
Long summers went by
Three long summers went by.

Then one morning
On the white quay
I saw a grey ship
Come in from sea.

Slowly she came
Across the bay
and her flashing rigging
Was shot away

All round her wake
The seabirds cried
And flew in and out
Of the hole in her side

Slowly she came
In the path of the sun
And I heard the sound
Of a distant gun.
Of a distant gun.

And a stranger came running
Up to me
From the deck of the ship
And he said, said he

O are you the boy
Who would wait on the quay
With the little silver penny
And an apricot tree?

I’ve a plum-coloured fez
And a drum for thee
And a sword and a parakeet
From over the sea.’

O where is the sailor
With bold red hair?
And what is that volley
On the bright air?

O where are the other
Girls and boys?
And why have you brought me
Children’s toys?’
Brought me children’s toys?

Pofidik Waffle

Ekmek tablaları kullanılmıştır. Makine: Kenwood.

El tarif:

Bir yumurta,
Beş – altı yemek kaşığı süt,
robotta çekilmiş altı-yedi badem ve bir ceviz,
bir tutam tuz, bir tutam şeker,
bir tutam hindistan cevizi,
tarçın,
mahlep,
bir çay kaşığının yarısı tahin,
un (ne çok katı ne çok sulu olmasın).

Yemeden önce içine reçel (dut, vişne) veya bir parça çikolata konulabilir.

fULLMETAL aLCHEMIST. “Brothers”

Bundan seneler önce bu şarkıyı Sourberry’de animelerin soundtrack’lerini çaldığım radyo programında listeme eklerken şarkının Rusça olduğuna hiç dikkat etmemiştim.

Bugün şarkıyı orjinal dilinde yani Rusça’da anlamak ve şarkıyı söyleyebilmek, geriye dönüp baktığımda üç senede yaşadıklarımı düşününce, epeyi ağır bir bedel ile birlikte geldi. Yine de şarkıdaki sözcükleri söyleyenin ağzından anlayabilmek kıymeti biçilemez bir şey.

Anime: Fullmetal Alchemist
Şarkı: Братья (Kardeşler)
Söz: Seiji Mizuşima ve Tatyana Naumova
Müzik ve düzenleme: Miçiru Oşima
Seslendirenler: Anastasia ve Veronika Golovina

 

Şarkının sözleri şöyle:

Прости меня, младший брат!
Я так пред тобой виноват.
Пытаться вернуть нельзя
Того, что взяла земля.

Кто знает закон Бытия,
Помог бы и мне найти ответ.
Жестоко ошибся я:
От смерти лекарства нет.

Милая мама! Нежная!
Мы так любили тебя.
Но все наши силы
Потрачены были зря.

Тебя соблазнил я
Прекрасной надеждой
Вернуть наш семейный очаг.
Мой брат, я во всем виноват.

Не плачь, не печалься, старший брат!
Не ты один виноват.
Дорога у нас одна,
Искупим вину до дна.

Мне не в чем тебя упрекнуть,
И я не обижен ничуть.
Тяжек, наш грех
Хотеть быть сильнее всех.

Милая мама! Нежная!
Мы так любили тебя.
Но все наши силы
Потрачены были зря.

Я сам соблазнился
Прекрасной надеждой
Вернуть наш семейный очаг.
Я сам во всем виноват.

Но что же нам делать, как быть?
Как все исправить, забыть?
Пытаться вернуть нельзя,
Того, что взяла земля.